Geçmişten Geleceğe Fuarcılık: Tarihsel Gelişim

Mehtap Sümersan KÖKTÜRK

Mehmet Şakir SONGUR

ÖZET

Fuarların başlangıcı, kültürlerarası ilişki ve etkileşimlere olanak sağlayan, coğrafi alanlarda olmuştur. Amaç önceleri dini olarak ortaya çıkarsa da sosyal ilişkiler sağlama misyonu, ekonomik ve ticari misyondan önce gelmiştir. Teknoloji ve iletişimdeki gelişmelerle fuar kuruluşlarında ekonomik karlılık öne çıkmıştır. Kontroldışı çevresel değişimler (savaşlar gibi) fuarları durma noktasına getirse ve sürdürülemez gösterse bile, olay bittiğinde fuar “normalleşme ve iletişimleri sağlama” rolü oynayarak çatışmalı tarafları buluşturmayı başarmaktadır. Bu çalışma, fuarcılığın tarihi geçmiş ve geleceğine ışık tutmaya çalışmaktadır.

Anahtar Sözcükler: fuarcılığın tarihi geçmişi, teknoloji, iletişim, fuar etkinlikleri

ABSTRACT

The origins of exhibitions were initially established in geographical locations that enable intercultural relations and interactions. The first fair markets came into being with a mission of enhancing social relations rather than their economic and commercial values. Even though the religious aspect of fairs became prominent during the rise of Christianity in Europe, following the developments in technology and communication, economic profit became the most important factor in establishing fairs. Environmental changes like wars may bring fairs to a standstill, yet when the cause ends fairs play the role of providing communication and normalizing relations between conflicting parties. This paper deals with historical trace back of fairs and the development process with a little reflection into the future.

Key Words: Historical Trace Back of Fairs/Exhibitions, Technology, Communication and Fair Activities

GEÇMİŞTEN GELECEĞE FUARCILIK
(Tarihi Gelişim)

GİRİŞ

Fuarcılık tarihçesi, alanın değişimini gözler önüne serer. Panayırdan pazarlara, sergilere, fuar adının yaygınlaşmasına, konunun çeşitlenip, farklılaşmasına yönelen bu alan, “fuar niteliği” olarak kongrelere karışır ya da kongre niteliğinde etkinlikler giderek fuarlar içinde yer alır. Böylece “ticari niteliği” “eğlence niteliği” ile yer değiştirirken sivil toplum örgütlerinin stand kullanımı, son zamanlarda sosyal sorumluluk projelerinin fuarlarda sergilenişi ile daha çok pazarlamanın tanıtım fonksiyonunun kullanılışını sergiler. Bugün artık geleneksel ve klasik fuarların kurumsal katılımcılarının arasına zaman zaman bireysel katılımcıların da şirketleşmemiş tanıtımcılar olarak, stand kurarak karıştıkları görülebilir. Tamamen ticari amaçlı fuarlar ise önce doğrudan satış için sonraki zamanlarda ise sonradan satış yapmak üzere numuneler bulundurarak bağlantılar veya tanıtım yapmaya yönelmiştir. Karma amaçlı fuarlar görmek de olasıdır.

Fuarcılık, pazarlamanın tarihsel gelişimindeki dönemlerin izlerini de aynen taşır:

1) Üretim odaklı dönemler

2) Ürün odaklı dönemler

3) Satış odaklı dönemler

4) Pazarlama odaklı dönemler

Bu nedenle fuarcılık ve pazarlamanın iç içe döngüler yarattığını ya da bütünleşik bir yumak olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bir başka açıdan ise eğlencenin, dini içeriklerin, ticaretin ağırlığını hissettirdiği panayır ve fuarlar olarak görülebilir. Günümüze yakın “eğitim-tanıtım-bilgilendirme” etkinlikleri yoğunluk kazanmaya başlamış ve giderek karma fuarlar katılımcıyı daha çok tatmin eder olmuştur.

Tarihi Dönemler

Bu çalışmada genel olarak fuarcılık konusunda kaynaklarda sık rastlananlar derlenmiş ve 1850 öncesi festivaller, panayırlar, 1850’den sonraki dönem ve günümüz kısaca yansıtılmaya çalışılmıştır. İkinci kısımda ise “Türkiye’de Fuarcılığın Gelişimi’ne ve Fuarcılık Sektörü” konusuna yer verilmiştir.

Festivaller, Panayırlar

Kaynaklar fuarcılığın başlangıcını, temelini festival ve panayırlara dayandırır. Bilindiği kadarıyla panayırlar M.Ö. 18. yy’da Hindistan’a ve M.Ö. 9. yüzyılda Mezopotamya ve Anadolu Hitit uygarlıklarına kadar gider. Bu panayırlar sosyal ve ticari etkinlikler olarak nitelendirilir. Yine Hristiyanlık öncesi Atina’da kurulan panayırlar ticari değil sosyal içeriğe sahipti. Bunların başında Atina Olimpiyatları sayılmaktadır. Ancak yarışma niteliği sergileyen bu olayın fuarcılık niteliği taşıyıp taşımadığı tartışılabilir.

Dünya’da ekonomik faaliyetlerin gelişmesinin etkisiyle panayırlar, şehir devletleri arasındaki etkileşimin ilerlemesine sebep olmuştur. İlk olarak Yunan ve Romalılarla gelişen karayolları, ürün alışverişinin hacmini genişlettiğinden panayırlar o gün için pazarlama sektörünün en önemli mihenk taşı haline gelmiştir. Özellikle karayolu inşasında güzergahların merkezi yerlerde toplanması ve bu yolların deniz yoluyla bağlanması bu bölgedeki kavşak konumlarını meydana getirmiştir. Bu merkezler jeopolitik konumu nedeniyle zamanla ihracat ve ithalat merkezleri haline gelmiştir.

İtalya, Fransa, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerin daha çok liman kentleri olarak karşımıza çıkan merkezleri, festival ve panayır faaliyetlerinin ortaya çıkmasında deniz yolu ulaşımının önemini gözler önüne sermektedir. “Bu dönemlerde Fransa’da Champagne Fuarları (427) bilinen en önemli fuarlardı. Yine Fransa’da Kral Dagobert (629) de Paris’te bugünkü anlayışa çok yakın Saint Denis günleri için fuar kurdurmuş ve bu fuar 1789’a kadar sürmüştür. Bu fuar daha sonraları Lendit ismini almıştır. Artık Fransa’da hemen hemen her Saint günleri için bir fuar düzenlenmeye başlanmıştır.”

İtalya’daki fuarcılığın gelişimi daha çok Akdeniz’de ithalat-ihracat limanlarının olmasından kaynaklanmıştır. Genova bu duruma en güzel örnektir.

Farklı toplumlararasındaki sosyal ve ekonomik etkileşimler, fuarlara ihtiyacı arttırmıştır. Bu ihtiyacın karşılanması için de sürekli yeni etkinlikler planlanmış ve var olanlardan kimileri geliştirilerek günümüze dek sürdürülmüştür. Buna örnek olarak Almanya (1268) Leipzig fuarı gösterilmektedir. Bugün hala devam eden fuar diğer kentlere de yayılmıştır. “Bugün Auma’ya (Association of the German Trade Fair Industry) göre eskiden günümüze kadar faaliyet gösteren 18 kadar fuar vardır.”

Hıristiyanlığın ortaya çıkmasıyla birlikte bu dine mensup toplumlar arasında yaygın olan fuarcılık faaliyetleri, teknolojinin ve ulaşımın gelişmesiyle eş zamanlı olarak iktisadi (ekonomik) fonksiyonu ön plana çıkarmıştır. Böylece Dünya Ticaretine katkılar sağlamıştır.

Fuarlar vesilesiyle devletlerarası ilişkiler de yeni boyutlar kazanmış, evrenselleşmenin de katkısıyla dünya ticaretinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Bu süreç 1800’lü yıllara kadar yükselen bir grafikle seyrederken I. Dünya Savaşıyla birlikte, gelişim sekteye uğramıştır denir. Bu dönem duraklama olarak nitelenir. II. Dünya Savaşı’nın son bulmasıyla fuarcılıkta hümanizm akımının etkileri görülmüştür. Akımın hızla yayıldığı bu dönemde fuarcılık faaliyetleri çatışan ulusları birleştirici misyonuyla ön plana çıkmıştır (Aymankuy, 2010; Özer, 2010). Birleştiricilik, katılımcılık ve Hümanizm böylece fuarcılığın felsefesi olmuştur.

1850’den Sonraki Dönem

Bu dönem, 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da gerçekleşen Sanayii Devrimi ile başlayan süreçtir. Üretimde makineleşmenin hızla yayıldığı bu dönemde seri üretimle birlikte sermaye birikiminin artması fuarcılık sektörünü doğrudan etkilemiştir. El yapımı ürünlerden teknoloji (makina) ile üretime geçmek büyük toplumsal dönüşümler gerektirmiştir.

“Fuarcılığın temeli Fransa kabul edilmekle birlikte modern anlamda fuarcılığın başlangıcı 1851’de İngiltere’de düzenlenen fuar kabul edilmektedir.”

1851’de Crystal Palace Londra’da Hyde Park’ta cam ve demirden “Büyük Sergi” için inşa edilmiştir (BBC-London-History-Crystal Palace: A History) Prens Albert’in amacının “bu sergi ile İngiltere’nin sanayii deki başarıları ile” dünyayı etkilemek olduğu kaydedilir. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 5 ülke (Fransa, ABD, Rusya, Türkiye, Mısır) bu sergide yer almıştır. Ana reyonlar: hammaddeleri, makinaları, imalatçıları ve güzel sanatları sergilemek üzere düzenlenmiştir. Her ne kadar kimi kaynaklar gerçek fuarcılığın temelinin Fransa olduğunu kabul etse de modern anlamda fuarcılığın başlangıcı büyüklüğü, amacı, planlı oluşu, uluslararası olma niteliği ve başka ülkeleri fuarcılığa özendirmesi ile Crystal Palace’dır. Bu sergi/fuar ilk modern EXPO olarak tanımlanır. Bu özendirmenin sonucu başka ülkeler de fuar düzenlemiştir. Ayrıca bu sergi, sergievlerinin fuar gelişimindeki önemini göstermiştir.

Londra fuarının önemi (1851) 6 milyar ziyaretçi ve 14.000 katılımcıyla artmıştır. 1853’te bu fuarın, benzerini Amerika Birleşik Devletlerinin New York’ta gerçekleştirmesi (Horace Greeley ve Phineas Barnum tarafından) yeni eğilimin başlangıcını göstermektedir. (www.yufod.org.tr Dünyada Fuarcılığın Gelişimi)

1895’de Almanya’nın Leipzig’de pek çok farklı sektörde fuarlar açması ve bunları bugüne kadar sürdürmüş olması fuarcılığa sürdürülebilirlik açısından başka bir boyut katmıştır. Kaynaklar bu fuarları “örnek fuarlar” olarak nitelemektedir (www.yufod.org.tr).

20. yy’da fuarcılığın gelişiminde sektör odaklı olma görülür. Artık ticaret amacının temeli teşkil ettiği fuarlar düzenlenmektedir. Görsel sunum, hedef kitle, hedef kitle ile ilişkiler, iletişim kavramlarının gündeme gelişi bu yüzyıldadır. 21. yy’da ise “uluslararası ticarette büyüyen şirketler…” “temsilcilikler” vb. fuarcılığın büyümesine katkıda bulunmuştur. “Uluslararası şirketlerin kurdukları ortaklıklar fuarcılıkta yeni kurallar belirlemiştir. Pazarlama, reklamcılık gibi fuarcılığın iletişim kanallarını oluşturan bilgi sistemlerinde gelişmeler hızlandı. EU, ASEAN, MERCOSUR, NAFTA ve CUFTA gibi organizasyonların kurulması fuarcılık sektörünün büyümesine olanak tanıdı” (Dünyada Fuarcılığın Gelişimi, www.yufod.org.tr).

Günümüzde Fuarcılık

Günümüz (1900’ler sonrası) ürünlerin yanında hizmetlerin de kendini gösterdiği ve ihtisaslaşmanın hissedildiği fuarlar dönemidir. Fuarcılık profesyonel bir iş kolu, bir devlet politikası halini almıştır ve yasa ve yönetmeliklere tâbîdir (Stratejik Fuar Yönetimi, Medica Cat).

Türkiye’de de devlet destekleri oluşmuş, bu desteklerden yararlanmak da kurallara bağlanmıştır: Usul ve Esaslar TOBB Yönetim Kurulunun 3 Kasım – 2014 tarihli ve 94 sayılı kararına istinaden 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Fuar/Fuarcılık, Gelişim ve Fuarcılık Sektörü/Sektörleşmesi

Zaman içinde ve zamana uyum sağlayarak fuar/fuarcılık kendi değişimlerini yaşamaktadır. Fuar niteliği taşıyan pazarlarla başlayan bu yolculuk panayırlarla ve sergilerle devam etmektedir. “Yabanlu Pazarı” ile (Akçura G., 2009). 13. ve 14. yy’la kadar geriye doğru izlenen fuar niteliği bir tarafta, haftanın belirli günlerinde kurulanlar ve sürekli pazarlar olarak sınıflanırken diğer tarafta yer aldıkları bölgelerle ve taşıdıkları ürünlerle de sınıflandırılabilmektedirler (Örn: Kayseri pazarı, Tire pazarı, Samanpazarı, Balıkpazarı vb.). Eski tarihlerdeki Yabanlu ise ülkelerarası bir pazar olarak kaydediliyor. Selçuklulara kadar geri giden Gökhan Akçura’nın araştırması (2009) derlemelerini yaparken Osmanlı döneminde imparatorluğun ilk evrensel sergilerinde 1855 Paris ve 1862 ikinci Londra Sergisini, Osmanlı İmparatorluğunun düzenlediği ilk sergi olarak da 1863 Sergi-i Umumi-i Osmani’yi kaydediyor (http://www.millisaraylar.gov.tr). Aşağıdaki tablo Osmanlı’dan bugüne fuarcılığın başlangıcını kronolojik olarak özetlemektedir.

Tablo 1: Osmanlı Döneminden Günümüze Fuarlar’dan Tarih

Osmanlı Dönemi
• 1867 Paris Sergisi • 1889 Paris Evrensel Sergisi • 1893 Chicago Kolomb Dünya Sergisi • 1897 Yıldız Sergisi • 1900 Paris Evrensel Sergisi • 1901 Konya Halı ve Kilim Sergisi Bursa Sergileri
Cumhuriyet Dönemi
Yerli Mallar Sergileri
• 1929 İlk Yerli Mallar Sergisi • 1930 İkinci Yerli Mallar Sergisi • 1931 Üçüncü Yerli Mallar Sergisi • 1932 Dördüncü Yerli Mallar Sergisi • 1933 Beşinci Yerli Mallar Sergisi • 1934 Altıncı Yerli Mallar Sergisi • 1935 Yedinci Yerli Mallar Sergisi • 1936 Sekizinci Yerli Mallar Sergisi • 1937 Dokuzuncu Yerli Mallar Sergisi • 1938 Onuncu Yerli Mallar Sergisi • 1939 Sonuncu Yerli Mallar Sergisi • Diğer İllerde Açılan Yerli Mallar Sergisi • İş Bankası 10. Yıl Sergisi
Uluslararası Fuarlar
• 9 Eylül 1927 İzmir Enternasyonel Sergiler (Başlangıç) • 1939 New York Dünya Sergisi • 1930 Milli Sanayi ve Ziraat Sergileri • 1933 Milli İktisat Sergisi • 29 Ekim 1934 Sanayi Sergisi (Sergievinin açılışında düzenlenmiş olup burada sergilenenler yer alan “Lozan’dan önce ve Lozan’dan sonra Türkiye” konulu sergi çok rağbet görüyor ve sergievi kapandıktan sonra da devam ediyor. Böylece sergi, eğitsel nitelik ve müze niteliğini taşıyor.) Kimi sergilerin ise galeri niteliği taşıdığı görülebiliyor. Bu nedenle sergiler ve fuarlar ayrışabiliyor. • II. Dünya Savaşı. Yokluklar nedeniyle sergicilik sekteye uğruyor. • 30 Ağustos 1932 İstanbul Halkevi için “Kitap Panayırı” sergicilik ve fuarcılıkta aşama kaydedilen dönemler ve yükselmeler olarak kabul edilir. • 1949 (Bugünkü Lütfi Kırdar Uluslararası Sergi ve Kongre Sarayı) kurulan Spor ve Sergi Sarayı.

Kaynak: Gökhan Akçura, Türkiye Sergicilik ve Fuarcılık Tarihi, (Tarih Vakfı, TÜYAP, 2009)

Daha öncelerden başlayan Ekonomi Bakanlığı’nın sergiciliği önemseyip desteklemeye başlaması gelişimlere ivme kazandırdı. Ancak bu sıralarda destekleme henüz kurumsallaşmayı ve sürdürülebilirliği getirme boyutunda değildir.

Gökhan Akçura, kitabında İstanbul Sergilerine, Vapur Tren Sergilerine ve Anadolu Fuarlarına, Yerli Malları Sergilerine özel bölümler ayırır. İncelemeler fuar/fuarcılığa üç ana bölümde tarihsel olarak bakmayı haklı çıkarır: 1) festivaller, panayırlar dönemi, 2) 1850’den sonraki dönem, 3) Günümüz dönemi: Cumhuriyet sonrası (MEB Fuarcılık/342DR0053). Yukarıda da görüldüğü gibi fuar/fuarcılığın giderek kurumsallaştığı, yaratıcılıklarla farklılaştığı ve rekabet ortamları yarattığı görülür. Bugün fuara yasal olarak fuar ya da EXPO denebilmesi için: Yurtiçinde Fuar Düzenlemesine dair Usul ve Esaslar (TOBB) uyulması gerekmektedir. Fuarcılıkta, desteklerden yararlanmak da kurallara bağlanmıştır. Usul ve Esaslar TOBB Yönetim Kurulunun 3 Kasım 2014 tarihli ve 94 sayılı kararına istinaden 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tarih Vakfının “Sektör ve Kurum Tarihi Projeleri” kapsamında 2009 yılında konuya yer vermesi bile alanın önemsenmeye başlandığının işaretidir.

Türklerin ekonomik ve sosyal hayatında panayır ismiyle kurulan pazarların geçmişi bir hayli köklüdür. “Panayır kelimesi, Yunanca Penegyris (bütün halkın toplanması) kelimesinden gelmekte olup sözlük anlamı “bir yerde belirli zamanda kurulan pazar” olarak açıklanmaktadır. İnsanlığın yerleşik hayata geçtiği ilk bölgelerden olan Anadolu’da panayır izlerine sıkça rastlanmaktadır. İç Anadolu’da yer alan Kayseri ise Asurlular döneminden kalma kil tabletlerde önemli fuar yeri olarak görülmektedir. Günümüzde ticaret sektöründe önemli bir paya sahip olan Kayseri ilimizin ticaret altyapısının tarih öncesi dönemlere dayandığını görmekteyiz.

İlk Türk fuarı Sergi-i Umumi-i Osmani Sultanahmet Meydanı’nda 1863 yılında açılmıştır (http://www.millisaraylar.gov.tr). Dünya sergileri formatında ama daha küçük ölçekte gerçekleştirilen Sergi-i Umumi Osmani, devletin bir Osmanlı sanayisi oluşturma, milli sanayiyi destekleme kararlılığını da ortaya koymuştur.

Sergide sadece yerli ürünler değil Osmanlı’nın gelişimi için faydalı olacağı düşünülen Avrupa ülkelerinde icat edilmiş makine ve aletler de yer almıştır. Serginin kuruluş ve çalışma esaslarını belirleyen, bir de Sergi-i Umumi-i Osmani Nizamnamesi çıkarılmıştır (http://sultanabdulaziz.com).

Fuarların şirketler ve devletler açısından reklam ve dolayısıyla ticaret aracı olarak kullanılması Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanına kadar düzensiz olarak kurulan pazarlar şeklinde gerçekleştirilmiştir.

Kurulan bu pazarların ekonomik ve ticari amaçlara ulaşmada son derece yetersiz kaldığı görülür. İzmir İktisat Kongresi’ne kadar bu işleyiş devam etmiştir. Türk tarihinin ekonomi alanında çok önemli kararların alındığı bu kongrede fuarcılık sektörünün önemine değinilmiş, yeni kurulan Cumhuriyet’in iktisadi kalkınmasında büyük rol oynayacağı vurgulanmıştır. Düzenlenen İzmir İktisat Kongresi hakkında Mustafa Kemal Atatürk: “İktisat sergisi çok güzel olmuş ve her sene tekrarlayın bunu. Bölgemizde böyle sergiler, iktisadın gelişmesine yol açar.” diyerek fuar ve fuarcılık sektörüne verdiği önemi vurgulamıştır.

Daha sonra kurulan 9 Eylül Sergisine Mustafa Kemal Atatürk bir telgraf çekerek sergi ile ilgili düşüncelerini açıklamıştır: “İzmir 9 Eylül Sergisi’nin açılışı dolayısıyla hakkımızda ifade edilen hissiyata teşekkür ederim. Memleketimiz iktisadiyatının terakki ve inkişafına hizmeti bulunan serginin kurulmasına yardım eden ve kuranlara takdir ve tebrik ile muvaffakiyetini temenni ederim.” demiştir. Bir tanıtım aracı olarak kullanılması Türkiye’de 1923 yılına kadar plansız ve programsız olarak düzenlenen panayırlarla gerçekleştirilmiştir. Bu panayırların yeterince işlevsel olmadığı kabul edilir.

İzmir’de gerçekleştirilen bu faaliyetlerden sonra diğer illerimizde de fuarlar yaygınlaşmıştır. Açılan fuarlarda iktisadi ve ticari hedefler ile eğlence harmanlanmış, uzmanlık gerektiren özellikler dikkate alınmamıştır. (İçinde: Temel Halkla İlişkiler Bilgileri, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayın No: 15, İzmir, 2004 ve Pazarlama Açısından Fuarcılık Sektörü ve Fuar Organizasyonu Konusunda Bir Uygulama, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Üretim Yönetimi ve Endüstri İlişkileri Programı Yüksek Lisans Tezi, 2001).

Ülkemiz sınırları içinde fuarcılık sektörü ile ilgili ilk ciddi adım 1936’da İzmir’in Basmane semtinde kurulan İzmir Enternasyonel Fuarı’dır. Köklü tarihi ile bilinen ve tarih öncesi dönemden itibaren Smyna ismiyle bilinen İzmir, bulunduğu jeopolitik konum sebebiyle önemli bir liman şehri ve geniş hinterlandı ile dikkat çekmekteydi. Olumlu iklim koşulları çok çeşitli tarımsal faaliyetlerin yapılmasına imkan sağlıyordu. “Esasında 1947 yılında Enternasyonel özelliği kazanan İzmir Fuarı 9 Eylül yerli mallar haftası adı ile ilk olarak 9 Eylül 1923 yılında Dokuz Eylül Panayırı oldu ve 1933 yılında, bugünkü Kültür Parkta (33.000 m2’lik bir alanda) İzmir Fuarı adıyla açıldı. Fuara ilk kez 1936 yılında yabancı ülkeler (Irak, İngiltere ve Rusya) katıldı. Fuar, 1942 yılında açılmadı. (II. Dünya Savaşı) 1944-1946 yılları arasında ise sadece Türk firmalarının katılımı ile açıldı. 1947’de yabancı ülke firmaları da katılarak açılmaya başlandı ve giderek önem kazandı. Bugün dünyanın sayılı büyük fuarları arasında olup, her yılın 20 Ağustos – 20 Eylül tarihleri arasında 1 ay açık kalmaktadır.” (Doğanay, 1954: 519-520). Bununla beraber “İzmir Enternasyonel Fuarı, 1936 yılında uluslararası kimliğe kavuşturulmuş, 10 yıl aradan sonra da 1946 yılında The Global Association of the Exhibition Industry (UFI) üyesi olmuştur. Bu olayın Türkiye’de fuarcılık sektörünü başlatmış olduğu kabul edilir. İzmir Enternasyonel Fuarı’nın UFI’ye üye olmasıyla birlikte fuarcılık alanındaki çalışmalar mesleki bir temele oturmuş, bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.” (Sülün, 2006: 62). Bu olumlu koşullarla birlikte daha önceden yapılmış yatırımlar ve sunulan teşvikler ekonomik canlılığı da beraberinde getirmişti. Bu açıdan İzmir, Türkiye’de fuarcılık sektörünün ciddi anlamda ilk filizlendiği yerdir (İçinde: Öğrenen Organizasyonlar Uzmanlık Grubu, öğrenen Organizasyonlar II – Kalder Yayınları No: 16, PİRA A., Etkinlik Yönetimi, Kapital Medya Hizmetleri, İstanbul, 2004).

1960’lı yıllardan itibaren savaşların sona ermesiyle devletler ekonomik kalkınmaya öncelik vermişlerdir. Devletlerin ekonomik sistemlerinde hızla yayılan liberal akım uluslararası ilişkilerde karşılıklı çıkar esasına dayanmıştır. Bu durumun ülkemize yansıması da ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine neden olmuş, fuarcılık sektörü de bu hareketlilikle gelişmiştir. Bu yıllarda fuarcılık konusunda daha ciddi adımlar atılmaya başlanmıştır.

1964-1973 yılları arasında Anadolu’nun çeşitli illerinde ulusal nitelikte fuarlar kurulmuştur. Samsun, Bursa, Balıkesir, Kayseri, Trabzon, Erzurum, Tatvan, Konya, Kocaeli ve Gaziantep Ulusal Fuarlardandır.

1980’li yıllarda fuarlar, ithalat-ihracat ilişkileri için vazgeçilmez olmuştur. 1990’larda ise fuar ve fuar katılımcı sayıları ile birlikte fuar organizatör firma sayısının artması gelişimin göstergesidir. Deneyimler, ziyaretçi sayılarının da arttığını belirtir. (Türkiye’de Fuarcılık ve Fuarların Coğrafi Dağılımı, İÜ, Edebiyat Fakl., Coğrafya Dergisi, Sayı 25, İstanbul, 2012).

Ayrıca sonraki yıllarda giderek kent isimleri ile markalaşmaya yönelme çalışmaları görülmektedir. Aşağıdaki Tablo 2’de Yurtiçi ve Uluslararası fuarlar olarak kent veya coğrafi konum adı kullanan 2018 fuarlarını göstermektedir.

Tablo 2: 2018 Yılı Yurtiçi Fuar Takviminde Adında Kent İsmi Taşıyan Fuarlar

Adında Kent Adı Olanlar

Afyonkarahisar Aksaray Ankara Aydın Balıkesir Bursa / Karacabey Çorlu Diyarbakır Doğu Anadolu Doğu Marmara Edirne Ege Eskişehir GAP Gönen İnegöl İstanbul İzmir Kayseri Konya Malatya Mardin Mersin Şanlıurfa Uşak Yozgat

Kaynak: İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından derlenmiştir.

Tablo 3: Türkiye’deki Önemli Uluslararası Fuarlardan Kent Adı Taşıyanlar

2018 Takviminde Kentli Adıyla Anılanlar

Adana Aksaray Anamur Ankara Antalya Aydın Ayfonkarahisar Balıkesir / Kapsül Batı Karadeniz Batman Biga Bursa Bursa / Karacabey Çorlu Çorum Çukurova Çukurova Çukurova Denizli Diyarbakır Doğu Anadolu Doğu Marmara Doğu Marmara Edirne Ege Elazığ Eskişehir Fethiye GAP Gaziantep Göller Bölgesi Gönen Güney Ege Hatay Isparta İstanbul İzmir Karadeniz Kayseri Kırklareli Konya Malatya Manisa Manisa Mardin Mersin Mezopotamya Ordu Ortadoğu Sakarya Samsun Şanlıurfa Tokat Trakya Trakya Türkiye Van Yozgat

Kaynak: İstanbul Ticaret Odası TR Fuarları – TR.pdf Listelerinden derlenerek uyarlanmıştır.

Her ne kadar kent ismi koymakla kent markalaması sağlanamasa da 2 tablonun örtüştürülmesi fuarı markalaşma için önemseyen yerleşim yerlerine ışık tutulabilir. Yurtiçi fuarlarda kent adı kullananlardan yalnızca Uşak ve İnegöl’ün isimleriyle uluslararası fuarı yoktur.

Fuarlarda rekabet, fuarlararası rekabete taşınmıştır. Ayrıca fuar niteliği taşıyan kongreler yaygınlaşmakta böylece ziyaretçilerle etkileşim gündeme gelmektedir. Bugün fuar-fuarcılıkla sanayii 4.0’ın etkileşiminden söz edilmektedir.

Günümüzde alanla ilgili çeşitli çalışmaların yapılıyor olması, bu çalışmalar sonucunda organize edilen fuarların ihtisas fuarları haline gelişi sektördeki gelişmelerin dünyayı izlediğini gösterir. Bu fuarlar alana ilgi duyan alıcı ve satıcıları doğrudan karşılaştırdığı için dünyada ihtisas fuarlarına yoğun ilgi duyulmaktadır. (Türkiye’de Fuarcılık ve Fuarların Coğrafi Dağılımı, İÜ, Edebiyat Fak., Coğrafya Dergisi Sayı 25, 2012).

Fuarcılığın bu gelişim tarihçesi, gelişimin öncelikle pazarlama ihtiyaçlarından doğduğunu ancak kurumsallaşmanın devlet tarafından getirilmesi gerektiğini, teşviklerin önemini, yasa ve yönetmeliklerle ivme kazanacağını ortaya koyar. Sponsorlar ve katılımcı sayılarının artması, çeşitlenmeler ve tanıtım fonksiyonunun öncelik kazanması ile ve panayırların eğlencelerinin de fuarlara katılımı ile rağbet görür. Bugün Türkiye’de artık organizatörler izne bağlanmış ve organizatörlere de onay veren merciler vardır. Bugün yurtiçinde ve yurtdışında fuar düzenlenmesine ait usul ve esaslar bulunmakta ve bireysel katılımlar ile milli katılımlar ayrıştırılmış bulunmaktadır. Bunlar kurumsallaşma için ilk temel taşlarıdır.

SONUÇ

Fuarcılık aynı zamanda Sanayii Devrimleriyle de gelişmiş ve devrimlere ayak uydurmuştur. Sanayii Devrimleri daha çok üretim sistemleri ile tanımlanmıştır. İlk sanayi devrimi mekanik üretim sistemleriyle ortaya çıkmış, su ve buhar makinası ile (Mekanizasyon) tanımlanmıştır. İkinci sanayi devrimini (seri üretim) tanımlar. Bu dönemde seri üretimde elektrik gücü kullanılmaktadır. Üçüncü sanayii devriminin özelliği (otomasyondur) kimileri buna dijital devrim de derler, (3.0) olarak da isimlendirilir. Bu dönemde elektronikler, bilgi teknolojileri (BT) ile üretimin otomatikleşme hızı artmıştır ve bilgisayar kullanımının yoğunluğu görülür.

Günümüz dördüncü sanayii devrimini yaşamaktadır (Endüstri 4.0). Bu dönemin 3 temel yapısından söz edilir ve bu 3 yapı adı sözlüklere girmiştir.

1) Nesnelerin interneti

2) Hizmetlerin interneti

3) Siber-fiziksel sistemler

Sözlüklerde yerini alan bu 3 sözcük fuarlarda da yerini almakta ve sergilenmektedir. Kaynaklarda 4. Sanayii Devrimi’nin (kısaca Endüstri 4.0) tanımı olarak: kapsamında 1) çağdaş otomasyon sistemini 2) veri alışverişlerini 3) üretim teknolojilerini bulunduran kolektif bir terim olması belirtilir. Yine “değerler bütünü” olarak nitelenen bu dönem 1) nesnelerin interneti 2) internetin hizmetleri 3) Siber-fiziksel sistemleri bütünleştirerek bu “değerler bütünü” sıfatını kazanır.

Nesnelerin interneti fiziksel nesneleri internete bağlayan bir internet sistemidir. Bugün çeşitli cihazlarda veriler toplanmaktadır. Bu verileri kullanarak üretkenliğin ve verimliliğin arttırılması için “fiziksel dünyanın internete bağlanması” gerekmektedir. Söylemi sık sık duyulmaya başlanmıştır. Burada çeşitli bağlanma sistemleri veri toplama cihazlarını birbirine bağlamaktadır. Örneğin bir konutun tüm elektrikli cihazlarının birbirine bağlanarak “lot” uygulamasına dahil edilmesi gibi. Bu dönemde “bulut” sistemine dahil olmak veya “lot özellikli olmak” gibi sözcükler sözlüğümüze girmektedir. Böylece farklılık yaratacak fuarların da böyle özellikleri taşıyor olması doğal olacaktır. Ancak sık sık duyacağımız: bu değişim ve uygulamaların örneğin AWS’yi kullanmanın gerçek amacının “toplanan verilerin tepesine yine insanı oturtmak, insanı taşımaktır” söylemidir. Böyle bir durumda İnsan Kaynakları Yönetimi ve Gelişimi uzmanlarının “dönüşen” bu dünya da geçiş döneminde uzman olmaları ve başka uzmanları hızla eğiterek sayılarını her meslek grubunda arttırmaları gerekir. Çünkü yine 4. endüstri devrimi çağında geçiş dönemi hem ülkeler hem de bireyler için çok hızlı geçecektir. Nüfusun, adımını uyduramayan kısmı yeni dönemde “cehalet” “cahil” tanımlarını kendi üzerlerinde etiket olarak bulacaktır, aynı bir zamanlar okuma-yazma bilmeyenlerin oranı gibi.

Kaynaklar, hizmetlerin internetini: “bir blockchain alt yapısı” olarak tanımlar. Amaç: “Blockchain deki ölçeklendirme sorununu çözmektir” denir. Nesnelerdeki gibi hizmetlerde de birbirine bağlanan ağlardan söz edilir. Temelde bir açma-kapama düğmesi ile pek çok “şey” internete/birbirine bağlanmaktadır. Bu nedenle “Şeylerin ve Hizmetlerin İnterneti”de denmektedir (Internet of Things). Dönemin felsefesinin özelliği verimi artırmak, maliyetleri düşürmektir.

Gün geçtikçe birbirine bağlanan cihaz ve sistem sayısı, ağları artırmakta ve genişletmekle, ilgili insan sayısını artırmakta ve veri sayısı akıl olmaz boyutlara ulaşmaktadır. Önemli olan bütün bu verilerin gerekli bilgiler olarak analiz edilmesidir. Kim, neyi, nerde, nasıl, ne amaçla kullanmaktadır ve kullanacaktır. Dışsallıklar olumlu mu olumsuz mu etkileşimler yaratacak, sürdürülebilirlikler ne olacaktır?

Fuarcılık da konumu, ürünleri, yöntemleri ile bulunduğu döneme uyum sağlamaktadır. Ancak zaman gözetmeksizin fuarcılık hem pazarlamanın içinde yer almakta hem de fuarcılıkta tamamen pazarlama kullanılmaktadır. Her ne kadar Endüstri 4,0 ın amacı verimlilik dense de bu makro dönemsel kavram da pazarlama kaygıları ile pazarlama yumağına dönüşmüştür. Pazarlamanın amacı, dönemin adı ne olursa olsun hep aynıdır. Ancak fuarların yoğun amacı eğlence, ticaret, tanıtım vb. biçiminde değişebilmektedir.

KAYNAKÇA

ACARTÜRK, Kerim. “Türkiye’de Fuarcılık ve Fuarların Coğrafi Dağılımı” İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Coğrafya Dergisi, İstanbul, 2012, 25, 55-66.

AKÇURA, Gökhan. Türkiye Sergicilik ve Fuarcılık Tarihi, Tarih Vakfı ve TÜYAP, 2009.

AYMANKUY, Yusuf. Kongre Turizmi ve Fuar Organizasyonları. Detay Yayıncılık, 2010.

BBC – London-History-Crystal Palace

GÖKSEL, A.B. ve BAŞOK, N.Y. Temel Halkla İlişkiler bilgileri, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayın No: 15, İzmir, 2004.

http://sultanabdulaziz.com
http://www.millisaraylar.gov.tr/

İstanbul Ticaret Odası, 2018 yılı Yurtiçi Fuar Takvimi Türkiye’deki Önemli Uluslararası “2018 Takvimi”

KOYUNCU Ertan. Pazarlama Açısından Fuarcılık Sektörü ve Fuar Organizasyonu Konusunda Bir Uygulama. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Üretim Yönetimi ve Endüstri İlişkileri Programı Yüksek Lisans Tezi, 2001.

Öğrenen Organizasyonlar Uzmanlık Grubu, Öğrenen Organizasyonlar II, Kalder Yayınları No: 16.

ÖZER, Ş. Kongre Turizmi ve Kapadokya Bölgesindeki Otel İşletmelerinin Kongre Hizmetleri Yönetiminin İncelenmesi: Kayseri ve Nevşehir İli Örneği. Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2010.

PİRA, A. Etkinlik Yönetimi, Kapital Medya Hizmetleri, İstanbul, 2004.

TR Fuarları – TR. pdf listeleri

SOHODOL, Çisil ve GÖKSEL, Ahmet Bülent. Stratejik Fuar Yönetimi, Media Cat.

www.yufod.org.tr, Dünya’da Fuarcılığın Gelişimi

Prof Dr, Marmara Üniversitesi, İşletme Fakültesi, İngilizce İşletme Bölümü, Üretim Yönetimi ve Pazarlama Anabilim Dalı, emekli öğretim üyesi

**Sınıf Öğretmeni

Share: